Işığımızı Seçerken Öncelikle Cebimizi Düşünüyoruz.

223

Yapılan araştırmaya göre Türkiye’deki tüketiciler ampul satın alırken sırasıyla enerji tüketimi, ışık kalitesi ve kullanım ömrünü dikkate alıyor. Türkiye’de ışık kalitesine verilen önem, dünya ortalamasının üzerindeyken, araştırmanın yapıldığı ülkeler arasında en çok Türkiye’deki tüketiciler, ışığın genel sağlık üzerinde etkili olduğunu düşünüyor. Her iki ebeveynden biri, beden sağlığı, cilt sağlığı, genel enerji düzeyleri ve diğer çocuklarla kaynaşmasından önce çocuklarının görme yeteneği hakkında kaygı duyuyor.

Araştırmaya göre Türkiye’deki evlerindeki ampulün ışık kalitesinden memnun olanların oranı (%71), dünya ortalamasından (%64) daha yüksek. Türkiye’deki tüketicinin ampul alma kararını etkileyen en önemli üç unsur; enerji tasarrufu (%53), ışık kalitesi (%48) ve ampulün kullanım ömrü (%45) olarak öne çıkıyor. Işık kalitesine verilen önem, %48 ile dünya ortalamasından %11 daha yüksek. Diğer taraftan, dünya ortalamasından (%35) farklı olarak, Türkiye’deki tüketiciler ampul parlaklığına daha az önem veriyor (%22).

Dünya ortalamasına benzer şekilde, konforlu aydınlatmaya önem veren Türkiye’deki tüketiciler %31’i, ampul satın alırken ışığın gözleri rahatsız edip etmediğine bakıyor. Market markası taşıyan ampullere daha temkinli yaklaşan tüketicilerin sadece %21’i, market markası taşıyan ampullerin markalı ampuller kadar iyi olduğu görüşünü savunuyor. Bu oran Türkiye’de, dünya ortalamasından %11 daha düşük seviyede.

Türkiye’deki tüketicilerin %31’i, ampul satın alırken o ampulün gözlerini nasıl etkilediğini değerlendiriyor. Bu oran, dünya ortalamasına (%32) çok yakın.

Dünya çapında en çok Türkiye ışığın genel sağlık durumunu etkilendiğini düşünüyor

Türkiye’deki kullanıcıların %74’ü, ışık kalitesinin, genel sağlık durumunu etkilediğini düşünüyor. Türkiye, bu kategoride dünya ortalamasının (%16) üzerinde ve genel anlamda en yüksek yüzdeye sahip olan ülke olarak öne çıkıyor.Kullanıcılar, aydınlatmanın kişinin genel yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkisinin farkında.Kaliteli aydınlatmanın işyerinde ve okulda %79, evde ise %78 seviyesinde yaşam kalitesini yükselttiğini düşünüyor.

Görme yeteneği ve göz konforu da öne çıkan konular arasında. Kullanıcıların %82’si daha parlak ve konforlu bir ışığın, görme yeteneğini artırdığı kanaatinde; %99’u ise gözler için daha konforlu olan ampulleri satın alma eğiliminde olduğunu söylüyor. Tüketicilerin %47’si akıllı ampulleri, %43’ü ise LED ampulleri gözler için en konforlu aydınlatma aracı olarak görüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye göz sağlığına önem veriyor

Türkiye’deki tüketiciler, gözlerine özen gösteriyor; %48’i güneş gözlüğü takıyor, %46’sı ise göz doktoruna gidiyor (bu oran, dünya ortalamasından %3 daha yüksek). Bununla birlikte sağlığa ve iyi yaşama günlük hayatlarında önem verenlerin oranı da bir hayli yüksek.

Ankete katılanlar, genel sağlığı ve yaşam kalitesini ölçerken genel aktivite seviyesini (%71), kiloyu (%63) ve uyku düzenini (%63) kıstas aldıklarını iletiyor. Tüketicilerin sağlıklı yaşam öncelikleri ise sağlıklı bir kilo (%84), stres yönetimi (%74) ve göz sağlığına özen göstermek (%58) olarak sıralanıyor.

Her iki ebeveynden biri çocuğunun görme yeteneği hakkında kaygı duyuyor

Türkiye’de çocuklar kapalı alanda, ekran karşısında çok fazla zaman geçiriyor. Çocuklar, ekran karşısında günde ortalama 3,3 saat (dünya ortalamasının %10 üzerinde), dışarıda ise yalnızca 2,96 saat (dünya ortalamasının %2 altında) vakit geçiriyorlar. Bu yüzdeler, Türkiye’de çocuklarının doğal gün ışığından faydalanmasının önemli olduğunu düşünenlerin oranı (%72) ile çelişiyor. Diğer taraftan anne ve babalar, ekran önündeki süreyi sınırlamaya çalışıyor; ebeveynlerin %79’u çocuklarının miyop olmalarını önlemek için ekran karşısında geçirdikleri süreyi kısıtlamaları gerektiği kanaatinde olduğunu söylüyor.

Türkiye’de ebeveynler çocuklarının görme yeteneği hakkında (%49) kaygı duyuyor. Bu oran, beden sağlığı (%17), cilt sağlığı (%26), genel enerji düzeyleri (%44) ve diğer çocuklarla kaynaşma (%45) konularındaki ebeveynlere ait kaygılarından daha yüksek seviyede bulunuyor.